Prostat kanseri, erkeklerde spermi besleyen seminal sıvıyı üreten ceviz büyüklüğündeki prostat bezindeki hücrelerin kontrolsüz ve anormal bir şekilde büyümesi sonucu oluşan kanserdir. Sadece erkeklerde görülen ve yaygın bir kanser türü olan prostat kanseri, yaygın olarak sık sık idrara çıkma, idrar akışında azalma, idrarda zorlanma, ağrı ve yanma hissi gibi belirtiler verir.
Altında yatan ve en sık görülen nedeni yaşlılık olan prostat kanseri genellikle 50 yaş üstü erkeklerde görülür. Yaş faktörünün yanı sıra genetik yatkınlık ve obezite gibi durumlar da prostat kanseri nedenleri arasında sayılabilir. Prostat kanseri tedavisindeki en önemli kriter ise erken teşhistir.
PROSTAT KANSERİ NEDEN OLUR?
Prostat kanserinin nedeni tam olarak bilinmemektedir. Prostat kanseri hücre düzeyinde gerçekleşen genetik kusurlara bağlı bazı prostat hücrelerinin kontrol dışı büyümesi ve normal hücrelerin yerini almasıyla oluşur. Daha sonra da çevre dokulara ve ileri seviyelerde ise uzak organlara yayılabilir.
Bunlarla birlikte prostat kanserinin altında yatan nedenler genellikle genetik yatkınlık, yaş, ırk ve beslenmedir.
Prostat kanseri nedenleri genel olarak şunlardır:
Prostat kanserlerinin %9’u kalıtsal olup, prostat kanseri olanların %15’inde hastalık birinci derece erkek akrabalarından geçmektedir. Kadınlarda meme ve yumurtalık kanserleriyle bağlantısı bilinen BRCA2 genindeki mutasyon, erkeklerde prostat kanseri riskini de arttırdığı gözlemlenmiştir.
Prostat kanserinde çevresel faktörler genetik faktörlere göre daha etkilidir. Örneğin, Çin’de yaşayan bir Çinlinin prostat kanserine yakalanma riski, bir Amerikalıya göre çok düşükken, aynı Çinli birey Amerika’da uzun süre yaşadığında bir Amerikalıya benzer prostat kanseri riski taşımaya başlamaktadır.
Prostat kanseri riski yaşla birlikte artar. 50 yaşın altındaki erkeklerde nadir görülen prostat kanserine, 50 yaşın üzerindeki erkeklerde sıkça rastlanır. Yaşamları boyunca her 6 erkekten 1’ine prostat kanseri tanısı konulacağı bilinmektedir.
Prostat kanserinde ırk faktörü de önemlidir. En çok siyahi erkeklerde görülen prostat kanseri, daha sonra beyaz erkeklerde görülür. Nadir olarak da Asya / Pasifik adalarında yaşayan erkeklerde de görülür.
Prostat kanseri üzerinde beslenmenin direkt etkisi kanıtlanamamıştır. Daha önce yapılan araştırmalar, selenyum ve E vitamininin prostat kanseri riskini azaltabileceğini göstermiş olsa da sonradan yapılan araştırmalardan edinilen daha net sonuçlar, her ikisinin de fayda sağlamadığını ortaya koymuştur. Yine de sağlıklı beslenme ve obezite kanser riskini azalttığı için sağlıksız besinler tüketmek prostat kanseri riskini doğrudan yükseltebilir.
PROSTAT KANSERİ BELİRTİLERİ NELERDİR?
Genellikle erken evre prostat kanserinde herhangi bir belirti görülmeyebilir. Semptomlar çoğunlukla ileri evre prostat kanserinde ortaya çıkar.
İdrar yapma sorunları ile ortaya çıkan prostat kanseri belirtileri şunlardır:
Prostat bezinin mesanenin hemen altında yer alması ve üretrayı çevrelemesi nedeniyle prostat bezinde kanserli hücre oluşumu mesane ve idrar yoluna baskı yaparak özellikle geceleri kişiyi sık sık idrar yapmaya sevk eder.
Yine prostat bezindeki hücrelerin anormal büyümesi idrar yoluna baskı yapar ve kişinin idrar yaparken zorluk çekmesine sebebiyet verir.
Prostatın üretraya baskı yapması sonucu idrar çıkarma konusunda zorluk yaşanır ve idrar akışında azalma meydana gelir.
İleri evre prostat kanserlerinde, kanser prostatın çevresinden merkezine doğru yayılabileceğinden, idrarın prostattan geçişini engelleyebilir ve idrar sırasında ağrıyla birlikte yanma hissi oluşturabilir.
Büyümüş prostat üretraya baskı yaparak mesanenin tahriş olmasına neden olur ve hematüri adı verilen idrarda kan görülmesi olayını doğurur.
Prostat kanserinde büyümüş prostat bezi idrar yolunu tıkayabileceği için idrar kaçırma semptomu ortaya çıkabilir.
Prostat kanserinin belirtilerinden olan erekte olurken yaşanan ağrıya prostatta kanserli hücrelerin büyümesinin neden olduğu tıkanma sebebiyet verir. Çünkü meydana gelen tümörler yakındaki organ ve dokulara baskı yaparak ağrıya neden olur.
Prostat bezindeki kontrolsüz büyümeler mesaneye veya üretraya baskı yaptığında alt karın bölgesinde ağrıya neden olabilir.
PROSTAT KANSERİ EVRELERİ NELERDİR?
Prostat kanseri gösterdiği yayılım durumuna göre evrelere ayrılır. Prostat tümörünün mesane ya da rektum gibi çevre dokulara yayılıp yayılmadığı, lenf bezleri ve kemikleri etkileyip etkilemediği evrelemede en önemli kriterlerdir. Tümörü derecesini belirten gleason skoru ve PSA seviyesi de prostat kanseri evrelerini belirlemek için önemlidir.
Kendi içinde 4’e ayrılan prostat kanseri evreleri şöyledir:
Evre 1: Prostat kanseri, kanserin hala prostatla sınırlı olduğu ve diğer bölgelere yayılmadığı anlamına gelir. Prostat kanseri 1. Evre belirtileri ise sık sık idrara çıkma ihtiyacı, idrar yaparken zorlanma ve idrar yaparkan ağrı, yanma hissidir. Ancak prostat kanseri her zaman 1. evrede semptom göstermeyebilir.
Evre 2: Prostat kanserinde ikinci evre, kanser hücrelerinin prostat beziyle sınırlı kaldığı ancak yayılma riskinin birinci evreye göre daha yüksek olduğu prostat kanseri evresidir.
Evre 3: Prostat kanserinin lokal olarak ilerlemiş olduğu evre üçüncü evredir.
Evre 4: Prostat kanserinin bu evresinde kanser lenf düğümlerine veya vücudun diğer bölgelerine yayılmıştır.
PROSTAT KANSERİ NASIL TEŞHİS EDİLİR?
Hastanın PSA kan testi ve/veya makattan parmakla muayene sonuçlarına göre prostat kanseri olasılığı söz konusu ise, şüphenin biyopsi ile onaylanması gerekir. Prostat kanserine, prostat bezine yapılan bir veya birden fazla biyopsi sonucunda tanı konulur.
Biyopsi, hastada var olan benin prostatik hiperplazi, kanser veya var olan diğer medikal problemleri belirler. Biyopsi sırasında, iğne yardımıyla rektumdan girilerek prostat dokusundan birkaç ufak parça örnek alınır. Bu doku örnekleri, mikroskop altında incelenerek kanser hücreleri varsa tespit edilir.
Prostat kanseri tanısı koymak için aşağıdaki taramalar yapılmaktadır;
PSA Kan Testi: Prostat kanseri tanısı konan hastanın kanındaki PSA seviyesi, vücudunda bulunan kanser miktarına eşittir. PSA (Prostat Spesifik Antijen), prostatta bulunan hücreler tarafından üretilen bir protein olup, kandaki miktarı ne kadar yüksekse prostat kanseri de o kadar ilerlemiş demektir. Aynı zamanda PSA düzeyi, verilen tedavinin başarısını takip edilmesinde veya cerrahi sonrası yenilemenin saptanmasında son derece yardımcıdır.
Makattan Parmakla Muayene: En yaygın kullanılan prostat kanseri tarama testlerinden biridir. Parmakla, hastanın prostatına dokunularak büyüklüğü ve özelliklerine göre anormalliklere bakılır.
Transrektal Ultrasonografi: Transrektal (makattan) ultrasonografi sırasında, küçük bir sonda rektumun içine yerleştirilir. Sonda, eko üreten ve prostata çarparak geri dönen yüksek frekans ses dalgaları yayar. Bilgisayar, bu ekoları kullanarak anormal bölgeleri gösterebilen sonogram ile resmi oluşturur. Transrektal ultrasonografinin, prostat kanserinde yaşamsal riski azalttığına dair araştırmalar devam etmektedir.
Gelişmiş PSA Testi: Pankreas kanserine dair daha belirgin sonuçlar için, PSA testini geliştirme çalışmaları devam etmektedir. PSA sonuçları ne kadar net olursa, hasta o kadar az kaygılanır ve diğer testlere o kadar az ihtiyaç duyulur.
İnsülin-Benzer Büyüme Faktörü: İnsülin benzeri büyüme faktörü (IGF), birçok kanser türünde kanser hücreleri için önemli bir büyüme ve antiapoptotik (hücre ölümünü engelleyici etkisi olan) faktördür. İnsülin benzeri büyüme faktörü bağlayıcı protein-3 (IGFBP-3) ise IGF-1 den bağımsız apoptozisi (hücre ölümü) uyarır ve büyümeyi engeller. Son zamanlarda yapılan araştırmalar, yüksek IGF-I ve düşük GFBP-3 seviyelerinin veya her ikisinin oranlarındaki yükselmenin, prostat kanseri riski artışı ile ilişkili olduğunu belirtmektedir.
PROSTAT KANSERİ TEDAVİSİ NASIL YAPILIR?
Eğer prostat kanseri erken bir evrede ise hemen tedavi yerine takip önerilebilir. Cerrahi seçeneği ise prostat kanserinde en yaygın ve etkili tedavi yöntemlerindendir. Robotik, laparoskopik ve açık cerrahi yöntemler mevcut olup her bir cerrahi yöntem hastaya göre tercih edilmelidir. Cerrahi yaklaşımda amaç prostatın tamamının alınmasıdır. Uygun vakalarda prostat çevresinde bulunan ve peniste sertleşmeye yardımcı olan sinirler korunabilir.
Erken evre prostat kanserinde tercih edilen ameliyat, laparoskopitir. Yine erken evrede prostat ışın tedavisi (radyoterapi) de uygun hastalarda önemli bir tedavi seçeneğidir. Laparoskopik cerrahi, hastaya konforlu bir ameliyat süreci sağlar ve kanser kontrolü açısından da yüksek başarı oranlarına sahiptir. 4-5 adet küçük delikten yapılan bu ameliyatlar sonrasında hasta daha az ağrı çeker ve günlük aktivitesine kısa sürede dönebilir. Ameliyat kesisi olmadığından, bu ameliyatlar kozmetik olarak da büyük oranda hasta memnuniyeti sağlar. Prostat kanseri tanısı ve tedavisindeki büyük gelişmeler, bu hastalığı korkulan bir hastalık olmaktan çıkarmaktadır.